Anasayfa / Genel / ADIYAMAN İLİ GENEL JEOLOJİSİ – İL İL GENEL JEOLOJİ

ADIYAMAN İLİ GENEL JEOLOJİSİ – İL İL GENEL JEOLOJİ

ADIYAMAN İLİ GENEL JEOLOJİSİ – İL İL GENEL JEOLOJİ

Sayın okuyucularımız sitemizde yeni bir yazı dizisi başladı ! Üyelerimizden gelen yoğun istek üzere her İle özel genel jeoloji bilgilerini sitemize yüklüyoruz. Bu yazı dizimizin il il genel jeoloji ve 81 ilimizin jeolojisini artık bu yazılarda bulabileceksiniz. ADIYAMAN İLİ GENEL JEOLOJİSİ – İL İL GENEL JEOLOJİ yazımız istediğiniz gibi yararlanabilecek ve bilgilerinizi artırabileceksiniz.

Genel Jeoloji

Güneydoğu Toroslar kuşağının kuzey kenarında yer alan Mesozoyik’ten günümüze kadar olan jeolojik zaman aralığında oluşmuş mağmatik, metamorfik ve sedimenter kayaçlardan meydana gelmiş çeşitli birimler bulunmaktadır. Söz konusu jeolojik birimlerden en yaşlı olanlarını dağlık alandaki bindirme kuşağında ve yer yer havza tabanında aflore olan Mesozoyik birimleri oluşturmaktadır. Pliyo-Kuvaterner depolarının aşındırıldığı veya faylı alanlarda Eosen kalkerleri antiklinal yapıları olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun dışında taban arazi ise tamamen Pliyo-Kuvaterner dolgularından meydana gelmektedir. En genç oluşuklar ise vadi tabanı ve seki sistemlerinde görülen Kuvaterner alüvyonlarıdır.

Adıyaman Jeoloji Haritası, MTA

Adıyaman Mesozoyikte Nasıldı ?

JURA – KRETASE

Koniasiyen ve Santoniyen’de (Üst Kretase) okyanusal kabuk kuzeye itilmiş veKampaniyen-Alt Maastrihtiyen’de (Üst Kretase) Arap Platformu üzerine ilk ofiyolit üzerlenmesi gerçekleşmiştir. GD yönünde ilk bindirme hareketlerinin meydana geldiği dönem, Yazgan ve Diğ. (1987)’ nin bölgesel jeoloji açısından büyük anlam taşıdığını belirttikleri ve Alpin Paroksizması olarak nitelendirdikleri bu ofiyolit ve çekim kaymaları dönemidir. Arap ve Anadolu plakalarının Kampaniyen’ de çarpışmaya başlaması, sıkışma tektoniğinin bölgede etkin olmasını sağlamıştır. Kampaniyen’ de Sayındere formasyonuçökelirken Anadolu ve Arap levhalarının çarpışmasına bağlı olarak gelişen tektonizma bundan
sonra çökelen birimlerin fasiyes ve dağılımlarını kontrol etmiştir.

Arap levhasının, Anadolu levhasının altına dalmasıyla oluşan doğu-batı uzanımlı Kastel çukurluğu, kuzeyden naplar

Atatürk Barajı

halinde gelen Kretase alloktonları (Koçali ve Karadut Karmaşığı) ve bunlardan türeyen kırıntılardan oluşan Kastel formasyonu (Üst Kampaniyen-A1t Meastrihtiyen) ile doldurulmuştur.

Karadut Karmaşığı’nın tipik mostrası Adıyaman’a bağlı Narince bucağının 4-5 km kuzeyindeki Karadut köyü dolayıdır. Adıyaman’ın kuzeyinde Karadut-Perdeso Gerger arasında da mostrası vardır. Karadut Karmaşığı Üst Kretase yaşlı alloktonların kontakt hattına yakın yerlerde 100-500 m kalınlığında görülürken bu hattın biraz kuzeyinde bir yığışım kuşağı oluşturur ve 1000-2000 m (maksimum 2700 m) kalınlığa ulaşır.

Karadut Karmaşığı Arap Platformuna allokton olarak geldiği konumda Kastel formasyonu üzerine sürüklenimlidir. Üzerine tektonik olarak çoğu yerde Koçali Karmaşığı gelir. Üst Maestrihtiyen’de başlayan sedimantasyonla, Üst Kastel, Terbüzek, Antak, Gercüş, Hoya veya Abdülaziz dağında olduğu gibi Fırat formasyonuyla diskordan olarak

Nemrut Dağı, Adıyaman

örtülür (Günay, 1998).

Koçali Karmaşığı:Adıyaman kuzeyinde, Koçali-Kayatepe-Perdeso-Korudağ, Kızıldağ ve Adıyaman’ın kuzeyinde geniş mostraları bulunur. Koçali Karmaşığı allokton bir birim olup çalışma alanımızdaki kendisinden daha genç olan otokton birimlerden Kastel Formasyonu üzerine şaryajla bindirmiştir. (Günay, 1998).

Koçali Karmaşığı başlıca volkano-sedimanter ve ofiyolitik kaya topluluğundan oluşur. Koçali Karmaşığı, Toros Jeosenklinalinin tipik kayaç topluluğudur. Üst Kampaniyen–Alt Meastrihtiyen’de hakim çekim tektoniği neticesinde bugünkü yerleşme yerlerine yakın olan çukurluğu gravite akmalarıyla doldurmuşlardır. Santonyien veya öncesinde okyanus kapanmasına bağlı olarak, Arabistan–Anadolu Levhasının dalma-batma kuşağı güneyinde yükselen kesimlerinde güneye ve güneybatıya itilmesi sonucunda, Koçali Karmaşığı daha genç olan Kastel Formasyonu üzerine bindirmiştir (Sungurlu 1973). En yaşlı birimini meydana getiren Koçali Karmaşığı, araştırma alanında temel konumda yer alır ve Jura– Kretase arasındaki yaş aralığında oluşmuştur.

TRİYAS

Birim, Triyas’ta Toros platformu ile Arap platformu arasında oluşmaya başlayan Neotetis okyanusal havzasının okyanus ortası sırtta oluşan ofiyolitik kaya toplulukları ile okyanusal basende bu ofiyolitik karmaşık üzerine çökelen derin deniz sedimanları ve okyanus ortası tümseklerde gelişen sığ karbonat oluşuklarının tektonik sürüklenme sırasında bir karmaşık oluşturması ile bugünkü karakterini kazanmıştır (Günay,1998). Kastel Formasyonu havzanın doğusunda ve batısında sınırlı alanlarda yüzeylenme verir. En geliştiği yerler ise Besni civarıdır (Günay, 1998). Palanlı, Harun, Artan ve Perdeso civarında, Kahta’nın kuzeybatısındaki Narince kuzeyinde yüzeylemeleri mevcuttur. Kastel Formasyonu üzerine tektonik olarak Karadut ve Koçali Karmaşığı gelmesi nedeniyle kalınlığı değişmekle birlikte, Adıyaman civarındaki kuyularda 100-900 m arasında değişen kalınlığa sahiptir.

Kastel Formasyonu tabanında yeşilimsi gri renkli marn seviyesi ile başlar. Birim genelde şeyl, kumtaşı, marn ardalanmasından oluşur (Tuna, 1973). Birim altta Sayındere, üstte Germav Formasyonu İle geçişlidir. Allokton birimlerle olan üst dokanağı tektonik (faylı) alt dokanağı ise diskordanslıdır. Kuzey alanlarda (allokton birimlerin bulunduğu kesimler) alloktonlardan malzeme alarak çökelen Terbüzek Formasyonu ile olan üst dokanağı geçişlidir.

Kastel Formasyonu’ nun çökelimi esnasında güneyde daha sakin alanlarda çökelen Bozova Formasyonu ile yanal yönde geçişlidir. Birim, Anadolu-Arap plakalarının çarpışmaya başlamasıyla Kastel çukurluğunda çökelmiştir. Çarpışmanın ileri safhalarında hareket eden dev kütleler (Koçali+Karadut) Kastel çukurluğunu doldurmuştur. Bu dev kütlelerin hareketi esnasında ve hareket sonrası Kastel Formasyonu çökelmeye devam etmiştir. Zamanla deniz seviyesinin yükselmesiyle allokton birimlerinin üzerine de Kastel Formasyonu çökelmiştir.

Alt Meastrihtiyen sonunda kuzey alanlarda Kastel formasyonunun karasal fasiyesi olan çakıltaşı litolojisindeki Terbüzek formasyonu çökelmiştir. Terbüzek Formasyonu Adıyaman’ın kuzeyinde alloktonların üzerinden başlayıp Kastel üzerine çok az ilerlemiş 5-6 km eninde dar bir kuşak halinde bulunur. 50-100 m kalınlığa sahiptir. Terbüzek formasyonu tabanındaki allokton birimleri uyumsuz olarak örter. Kastel formasyonu üzerine geldiği yerlerde uyumlu ve geçişlidir (Güven ve diğ., 1991). Karasal kökenli kırıntılı ve deniz altı yelpaze (Submarin fan) kökenli tuğla kırmızımsı bordo renkli silttaşı, çamurtaşı ile ardalanan kumtaşı ve çakıltaşlarından oluşur.

Çökelme ortamı, kuzeyde alüvyal fan’dan başlayıp, güneyde flüvyal ve kıyı ovasına, hatta nadiren kıyı yakını ortamlara dönüşür. Dar ve dik şevli bir kıyı şeridi yakınında yığılmış olan, daha çok alüvyal fan tipli çökeller egemendir (Güven ve diğ., 1991). Besni Formasyonu havzanın kuzeyinde allokton birimler önünde nispeten dar bir kuşak halinde yayılır. Adıyaman güneyi ve Kahta kuzeyinden geçerek Karadağ’a uzanan bir hat birimin güney sınırını oluşturur. Yayılım alanının orta ve doğu kesimlerinde, birimin üzerine uyumlu ve geçişli bir kontakla Alt Germav Formasyonu gelir. Batı ve kuzeybatı kesımlerde Üst Germav veya Belveren formasyonları tarafından diskordan olarak örtülür (Güven ve diğ., 1991).

Formasyon açık bej-krem renkli, genelde biyosparitik dokulu kireçtaşları ile temsil edilir. Güven ve diğ. (1991). Besni formasyonunun fasiyes özelliklerine göre yüksek enerjili sığ denizel bir ortamın ürünü olduğunu belirtmişlerdir.

Tersiyer

Tersiyer dönemi yoğun erozyon ve tektonizma dönemidir. Neojen dönemini oluşturan istifler altta fliş fasiyesi, üste ise gölsel ve karasal tortullarla karakterize edilir. Bu döneme ait birimler Üst Meastrihtiyen-Paleosen yaşlı Germav Formasyonu, Üst Paleosen yaşlı Gercüş Formasyonu, Alt Eosen-Oligosen yaşlı Hoya (Midyat) Formasyonu ve Üst Miyosen yaşlı Şelmo Formasyonudur.

Germav Formasyonu:

Formasyon Adıyaman’ın kuzeyinde güneybatı- kuzeydoğu doğrultulu bir hat şeklinde yüzeyler. Hattın kuzeyinde Koçali karmaşığına veya Besni formasyonuna, güneyinde Hoya veya Gercüş formasyonlarına geçilir. Germav formasyonu çok geniş bir zaman süresini temsil etmesi ve geniş yayılımı olması nedeniyle değişik birimlerle farklı kontakt ilişkileri sunar. Birim üstte de Midyat Grubu ile geçişlidir.

Bunun dışında altındaki Besni formasyonuyla geçişli ve uyumludur. Üst kontağı Gercüş formasyonu ile tedrici geçişlidir (Günay, 1998). Germav formasyonu genellikle denizel kökenli klastiklerden oluşan bir birimdir. Yeşilimsi gri renkli şeyl ve marn1arla ardalanan silt ve kumtaşları ile yer yer çakıltaşı ve detritik kireçtaşı katkıları içerir (Güven ve diğ. 1991). Fosil bulgularına göre Germav formasyonunun yaşı Üst Meastrihtiyen-Paleosendir Sungurlu (1973).

Meastrihtiyen-Germav transgresyonu ile Güneydoğu Türkiye’nin ön çukur baseninde uzun bir sübsidans devri ile birlikte deniz tabanı derinleşmiştir. Paleosen esnasında ön çukur baseninde devam eden sübsidans daha çok ince ve çok ince taneli kuzeyden gelen milli – killi detritik materyallerle dolmuştur. Bununla beraber orta ve iri yapılı detritiklerin miktarı tedrici olarak artmıştır. Basende milli – şeylli sedimanterler yer alırken; N ve NE sınırlarına doğru tipik kaba fliş fasiyesi halini almıştır (Tendam, 1955).

Gercüş Formasyonu:

Korudağ-Adıyaman kuzeyi İnişdere dolayında Koçali ve Karadut karmaşıkları üzerine diskordansla gelir. Adıyaman’ın güneyinde Germav formasyonu ile (Alidağ civarı) uyumludur. Üzerine geldiği topoğrafyanın şekline bağlı olarak kalınlığı değişken, yukarıya doğru Hoya kalkeri ile uyumsuzdur (Günay, 1998).

Gercüş formasyonu rengi ve görünümüyle diğer birimlerden kolayca ayrılır. Kırmızı, kahve ve alacalı renkli, polijenik elemanlı, orta-kaba, çok taneli, yarı köşeli, yarı yuvarlak zayıf boylanmalı, tane ve hamur destekli, yer yer kumtaşı silttaşı ile çamurtaşı ardalanmasından oluşan formasyonda regresyon hareketleri jips oluşumlarına neden olmuştur (Ericson, 1939). Sungurlu (1973) Paleontolojik verilere göre formasyona Alt Eosen yaşı vermiştir.

Akarsu ve alüvyon yelpazesi çökellerinin egemen olduğu istif içerisinde lagün, gelgit üstü ve aşırı tuzlu su göl ortamlarına ait fasiyesler de yer alır. Güneydoğu Anadolu Stratigrafı Grubunun sonuçlarına göre Gercüş formasyonu, Germav formasyonunun giderek sığlaşan regresif istifı şeklinde değerlendirilmiş, bu nedenle alt dokanak Germav formasyonu ile uyumlu, üst dokanağı Midyat Grubu ile diskordans olarak yorumlanmıştır (Güven ve diğerleri,1991). Gercüş, kırmızı ve regresif bir formasyondur.

Bazen jipsli, kumtaşı, ve konglomera ara tabakaları koyu kırmızı marnlardan (şeyl) oluşan Gerçüş formasyonu, nemli ve sıcak bir iklimin hüküm sürdüğünü kanıtlamaktadır (Altınlı, 1952). Bu dönemde Germav oluşumları Tetis denizinin altında iken yavaş yavaş başlayan sıkışma rejimi ile birlikte ilk önce denizaltı kıvrımları gerçekleşmiştir. Bu kvrımların devamı olarak zaman zaman şiddetlenen orojenik fazlarla (Laramiyen ve Anadolu fazları gibi) orojenik hareketler yanında yükselmeler de meydana geldiğinden denizel alan daralmış (geri çekilmiş) bu dönemde güneydoğu – kuzeybatı yönlü adalar oluşmuştur. Paleosen – Alt Eosen’de kara halini alan bu adalar yayı Gercüş
formasyonu adı ile tanınmaktadır.

Hoya Formasyonu:

Hoya formasyonu önceki çalışmalarda Midyat formasyonu adı ile diğer Midyat Grubu formasyonlarını da kapsayacak şekilde kullanılmıştır. Hoya formasyonu, kuzeyindeki dağlık alanda İnişdere  Adıyaman Karadağ çevresinde çok geniş bir alanda mostra verir. Tipik kesiti Çüngüş ilçesinin Hoya köyü civarındadır (Sungurlu-1974). Hoya formasyonu, Gercüş ve Germav Formasyonlarının güneyinde yüzeyler, daha güneye inildikçe Çemberlitaş bindirmesiyle Şelmo Formasyonuna geçilir. Çemberlitaş antiklinalinin aşınan kesimlerinde Hoya kireçtaşlarını görmek mümkündür.

Hoya (Midyat) tabakaları alttaki Gercüş Formasyonu veya doğrudan doğruya üzerinde durduğu Germav grubu ile uyumludur. Ancak her iki grup arasında Non-Conformite (uyumlu olmayan) ve bu devirdeki hafif hareketlerden dolayı bir sedimantasyon değişmesi söz konusudur (Ericson, 1939). Hoya formasyonu aşınmış alanlarda Şelmo formasyonu ile diskordan olarak örtülür.

Birimin alt seviyeleri marn, orta seviyeleri masif kireçtaşı, üst seviyeleri ise tebeşirli ve çörtlü tabakalı kireçtaşlerı ile temsil edilir. Birim kalkerleri oldukça kalın olup gayet düzenli tabakalanma ve karstik yapı göstermektedir. Hoya formasyonunda yapılan mikro paleontolojik incelemeler birimin Alt Eosen-Alt Oligosen arasında çökeldiğini göstermektedir(Duran ve diğ., 1988; Günay, 1998).

Hoya formasyonu sınırlı-yarı sınırlı sığ bir denizden, sığ normal açık deniz ve şelf kenarı/önüne dek uzanan ortamlarda çökelmiştir. Geniş şelf lagünü, gel-git düzlüğü yer yer evaporitik ortamlar etkin olurken, bölgenin bazı kesimlerinde sığ, normal açık denizel şelf kenarı ortamları egemen olmuştur (Günay,1998).

Şelmo Formasyonu :

Miyosen sonunda ve Pliyosen başında yükselme hareketi ve bunu takip eden aşınma devresinden sonra yeni bir sedimantasyon dönemi başlamıştır. Bunlar da Miyosen ve Eosen strüktürlerini örtmüşlerdir. Çüngüş havzasının devamı niteliğindeki, GGBKKD doğrultusunda uzanış gösteren ön çukurlukta biriken Şelmo Formasyonu bu havzanın tamamen kapanması ile önce gölsel daha sonra da karasal bir ortama bağlı olarak çökelme göstermiştir.

Şelmo formasyonu yoğun olarak Adıyaman-Kahta-Fırat nehri arasında yüzeyler. Güneybatı kuzeydoğu doğrultulu bir hat boyunca yüzeylenme gösterir. Kahta’nın kuzeyinde ve Kahta çayının her iki yanında yoğun olarak mostra vermektedir. Kuzeydeki Şerefli Bindirmesi civarına ve Koçali Karmaşığına kadar devam ederer.

Şelmo formasyonu için Sungurlu (1974) Adıyaman yöresinde 900 m’yi bulan kalınlık verir. Karakuş alanında 500 m’ye varan kalınlıklar görülür. Şelmo formasyonu genellikle Midyat Grubunun aşındırılmış topografyası üzerine diskordansla çökelir. Birim Adıyaman-Fırat nehri arasında Plio-Kuvatemer yaşlı kaba çakıltaşları tarafından da uyumsuzlukla örtülür.

Şelmo formasyonu kırmızı, alacalı, grimsi bordo renkli miltaşı, kumtaşı, çakıltaşı ve çamurtaşı ile temsil olunur. Kırıntılı kayaçlar, polijenik elemanlı, kötü boylanmalı ve kalın tabakalıdır. Kahta’nın kuzeyinde Halof dağı kuzeybatısında Fırat formasyonu üzerine gelen ilk seviyeler kireçtaşı ara katkılı marn, kumtaşı ardalanmalı olup diğer alanlarda görülen ve karasal ortamda oluştuğu düşünülen Şelmo formasyonundan farklıdır ve denizel ortam ürünü Şelmo formasyonu olarak yorumlanmıştır.

Birimin çökelmesi sırasında havzada savan iklimi ve oksidasyon koşulları egemendir. Tortulanmada Akarsular ve alüvyal yelpazeler en önemli rolü oynamıştır. (Meriç 1965, 1986).

Pliyo-Kuvaterner

En geniş yayılıma sahip jeolojik birimi oluşturur. Adıyaman batısında kesintisiz bir yayılış gösterirken, Kahta Çayının iki yakasında aşınmaya bağlı olarak adacıklar halini almıştır. Bu alandaki yoğun erozyon ve akarsu aşındırması bir çok yerde Şelmo Formasyonunun yüzeye çıkmasına neden olmuştur. Pliyo-Kuvaterner dolguları çoğunlukla klastik sedimentlerden oluşmuştur.

Genellikle karışık olarak yataklanmış olan konglomeralar, sık sık çapraz tabakalı çakıltaşı mercekleri ihtiva eden kumtaşları ile ince kumlar ve silttaşları sözkonusudur. Üst bölümlerinde iri çakıltaşlarının yoğun olması bu dolgu yüzeylerinde birçok yerde tarlalarda traktör sürümünü bazen imkansız kılmaktadır.

Havzada ortalama 20-40 m arasında değişen Pliyo-Kuvaterner dolguları, gerek düşey gerekse yatay yönde fasiyes değişikliği göstermesine rağmen genel olarak düzenli ve kesintisiz bir sedimantasyonun hüküm sürdüğünü ortaya koymaktadır. Kalınlığın güneye doğru artması sediment kaynağının kuzey bölgeler olması ile ilgilidir. Pliyo Kuvaterner birimleri Şelmo Formasyonunu basit bir diskordansla örter. Kuvaterner’de meydana gelen dikey yükselmelere bağlı olarak ortalama 600-700 m yükseltileri arasında dağılış gösteren Pliyo-kuvaterner birimleri şiddetli bir şekilde yarılmış, havzanın akarsuları bu genç örtü içine adeta gömülmüştür.

Kuvaterner

Kuvaterner tortulları kuzeydeki dağlık alan ile havza tabanı arasındaki geçiş zonunda yer alan yamaçlardaki kolüvyal depolar Kahta Çayı, Göksu Çayı, Ziyaret Çayı ve Kalburcu Çayı vadilerinin geniş vadi tabanını meydana getiren çökeller ve akarsu seki dolgularından meydana gelmektedir.

Dağlık alan havza arasındaki geçiş zonundaki en geniş Kuvaterner oluşumlarına Kömür köyü çevresinde ratlanır. Burası geniş bir piedmont alanıdır. Pleyistosen başlarında alanın toptan yükselmesi fluviyal aşındırmayı hızlandırmış ve dağlık alanlardan taşınan materyaller eteklerde birikerek bu geniş birikinti yelpazesi kuşağını oluşturmuştur. Kömür çevresi alüvyal litoloji ve buna bağlı olarak ortaya çıkan su kaynakları nedeniyle ilginç bir kesimini meydana getirmektedir. Dağlık alana intikal alanında görülen diğer Kuvaterner oluşumları alt yamaç sınırlarında oluşmuş kolluvyal depolardır. Kuzeyinde birçok köy yerleşmesinin bu geçiş kuşağında kurulduğu düşünülürse, sınırlı da olsa bu kolluvyal depoların sağladığı tarımsal imkanlar önemlidir.

Adıyaman havzasında Kuvaterner genç birimleri içinde en önemlisi akarsu taraça depolarıdır. Fırat Nehri (Bugün Atatürk Barajı Gölü kıyıları) ile buna karışan büyük kolların yamaçlarında geniş bir yayılışa sahip olan karasal akarsu taraça dolgularının oluşumu Kuvaterner boyunca alanın iklim değişiklikleri eşliğinde tedrici olarak genel bir yükselimin, dolayısıyla yüksek bir enerjiye sahip olan Fırat nehrinin oluşturduğu yerel taban seviyesi değişiminin eseridir. Bugün önemli bir bölümü Atatürk Barajı suları altında kalmış taraça dolgularının bütün gelişim evrelerini Göksu vadisi boyunca görmek mümkündür. Taraça dolgularını genellikle çakıltaşları oluşturmakta olup bunlar, kum, mil ve bazı katmanlarda killi, kalkerli bir çimento ile birbirine bağlanmıştır. Araştırma alanındaki taraça dolgularının genişliği ve kalınlığı Pleyistosen’deki serin ve nemli iklim şartlarının şiddetini göstermektedir.

Daha genç alüvyonlar ise akarsu tabanlarında veya tabanlarının kenarlarında en alt seki yapılarında çakıl, kum, kil ve silt şeklinde depolanmıştır. Kalınlıkları birkaç metre civarındadır. Yer yer meydana gelen taşkın karakterli akımlardan dolayı çok iri bloklara rastlanır. Güncel alüvyonlar özellikle Göksu Çayı ile Kahta Çayının yukarı çığırında çok geniş örtüler oluşturmuştur. Bu iki akarsuyun yüksek enerjileri ve su toplama havzalarının büyük oluşu Atatürk Baraj Gölüne döküldükleri yerlerde yoğun siltasyona neden olmaktadır. Bu yerlerde Baraj Kıyı çizgisinin yıllar itibariyle hızla gerilediği açıkça gözlenmektedir.

Tektonik özellikler

Ketin (1983)’in tektonik-orojenik sınıflandırmasına göre Adıyaman Havzası “Kenar Kıvrımları Kuşağı” bünyesinde yer almaktadır. Türkiye’deki diğer tektonik birlikler gibi Kenar Kıvrımları Kuşağı’nın ortaya çıkmasını sağlayan olay Arabistan bloğu ile Anadolu levhasının çarpışmasıdır. Gerek Anatolid-Torid platformunu, gerekse Doğu Anadolu yığışım karmaşığını Afrika-Arabistan levhasından ayıran Neotetis’in güney kolu, Geç Kretasede kapanmaya başlamış ve sadece Bitlis-Zagros kesiminde Orta Miyosende Arabistan-Avrasya nihai çarpışması gerçekleşmiştir. Türkiye’de neotektonik devreyi başlatan işte bu lokal kapanmadır. Buna göre Türkiye’de neotektonik devreyi AnadoluArabistan çarpışması başlatmıştır.

Bitlis masifinin güneyinde, Arap plakasının kuzeykuzeydoğuya, (Avrasya’ya) doğru sürüklenerek Anadolu levhasının altına dalması bir çarpışma alanının oluşmasına neden olmuştur. Kuzey-güney yönlü sıkışma hareketinin artmasıyla birlikte Güneydoğu Anadolu Bindirme Kuşağı oluşmuştur. (Arni, 1939; Ortynsky – Tromp, 1942;Blumental, 1944; Burger, 1946; Altınlı, 1952, 1953, 1966; Bender, 1954, Ketin 1959; Ergin, 1966; Tchalenko, 1980; Erler, 1980; Şengör, 1980, Erinç, 1973; Şaroğlu ve Yılmaz, 1986).

Türkiye’nin ilk tektonik yapılarından olan bu bindirme kuşağı Adıyaman havzasının kuzeyini sınırlamaktadır. Güneydoğu Anadolu Bindirmesinin yaşı Orta Miyosen sonrasıdır. Bu bindirme Orta Miyosende başlamıştır ve halen günümüzde de devam etmektedir. Bu bindirme yaklaşık 20 km kadar güneye ilerlemiştir.

Birbirine doğru yaklaşan Avrasya ve Arabistan’ın sıkıştıran uçları arasında kalan Doğu Anadolu kuzey-güney yönde kısalmaya devam ederken diğer taraftan çeşitli faylar ortaya çıkmıştır (Şengör ve Yılmaz; 1983). Dolayısıyla Güneydoğu Anadolu bindirmesiyle birlikte aynı tektonik hatlara uygun ters bindirme ve doğrultu atımlı faylar yanında, tektonik yapıları dikine kesen doğrultu ve düşey atımlı faylar da oluşmuştur. Adıyaman fayında olduğu gibi bazı fay hatlarının Pliyo-Kuvaterner, hatta Pleyistosen sekilerini bile kesmeleri tektonizmanın oldukça genç ve faal olduğunu göstermektedir.

Yapısal görünümü bölgenin yukarıda anlatılan genel tektonik özelliklerine ve gelişimine uygun olarak biçimlenmiştir. Kıvrım kuşaklarının yapısal geometrisi de sözkonusu tektonizmanın kinematiğine uygunluk gösterir. Şöyleki, en kuzeyinde bindirme ve şaryajlı yapılar gözlenirken güneye doğru antiklinaller devrik ve antiklinal kanatları arasında ters fayların oluştuğu kıvrım yapısı kazanmışlardır. Daha güneye inildikçe kıvrımlar jura tipi denebilecek düzenli kıvrım şekli alırlar ve en güneyde ise geniş kanatlı kıvrımlar ortaya çıkar.

Havzanın tektonik yapıları Bindirme Yapıları, Kıvrımlı Yapılar ve Kırıklı (Faylı) yapılar olarak üç bölüme ayrılabilir.

Bindirme Yapıları:

Neotektonik dönemde güneyde yer alan Arabistan Levhası ile Anadolu Levhacığı’nın çarpışması ile ortaya çıkan ve halen aktivitesini sürdüren ilk tektonik yapı Güneydoğu Anadolu Bindirme Kuşağı’dır. Anadolu ve Arabistan levhalarının çarpışması, başlangıçta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine kıvrım ve bindirme tektoniği ile karşılanmıştır. Adıyaman çevresi sözkonusu bindirme yapısının en iyi görüldüğü yerlerden birisidir.

Türkiye’nin ve dünyanın önemli tektonik unsurlarından birisi olan Güneydoğu Anadolu Bindirme kuşağı, diğer adıyla Bitlis Sütur Zonu, batıda Kahramanmaraş civarından başlayarak doğuda Hakkari’ye kadar dış bükey bir yay halinde yaklaşık 700 km kadar izlenebilmektedir.

Daha doğuda İran sınırları içerisinde Zagros bindirmesi şeklinde devam eden bu hat bir orojenik kuşak kenar bindirmesidir. Güneydoğu Anadolu Bindirme Kuşağı kuzeybatısında açıkça izlenmektedir.

Sütur zonu, Orta Miyosen’de Arabistan Levhası ile Anatolid-Torid Platformu’nun çarpışması sonucu, aralarındaki denizin kapanması ile oluşmuştur. Kapanma olayı Orta Miyosen’de (12 milyon yıl) meydana gelmiş olmakla birlikte, sıkışma ve kıvrımlanma olayı Pliyosen’e kadar, hatta Pliyosen’de de devam etmiştir. Bindirme hattı boyunca Doğu Toros orojenik kuşağına ait yaşlı birimler, Arap Platformu üzerinde çökelmiş otokton konumlu genç birimler üzerine itilmiştir. Yılmaz ve Yiğitbaş (1994); “Güneydoğu Anadolu orojenik kuşağında farklı ofiyolitik topluluklar ve bunların jeolojik evrimdeki rolü” adlı araştırmalarında Güneydoğu Anadolu kenar kıvrımlarının üç önemli deformasyon evresinde geliştiğini belirtmektedirler.

Bunlar Üst Kretase, Eosen, ve Miyosen dönemleridir. Bu deformasyon dönemlerinin her birinde bölgede nap yerleşmesi gerçekleşmiştir Güneydoğu Anadolu Bindirme Kuşağı Adıyaman kuzeyinde meydana geliş dönemleri itibariyle iki zon halinde gözlenmektedir Kretase yaşlı bindirme zonu Güneydoğu Torosların güney eteklerini izlemekte ve yaklaşık D-B doğrultusunda uzanmaktadır. Sincik, Ergani, Lice, Kulp, Kozluk ve Pervari’den geçerek İran’da Zağros Bindirmesi ile devam etmektedir.

Bu bindirme kuşağı  Koçali bindirmesi olarak adlandırılmaktadır. Kuzeydeki bindirme zonu ise Miyosen yaşlı olup Bitlis Pütürge Sütür Zonunun batı devamıdır ve  kuzeyinde Şerefli Bindirmesi olarak adlandırılmaktadır.

Kıvrımlı Yapılar:

Bindirme yapılarının güneyinde güneybatı-kuzeydoğu doğrultulu, batıda az çok birbirine paralel, ancak doğuya doğru biribirine kavuşan ve sıkışık demetler oluşturan dalgalı kıvrımlı bir yapı mevcuttur.

Adıyaman havzasındaki Tersiyer yaşlı kıvrımlı yapı reliefi, gelişimini tamamlamadan Pliyosen ve Pliyo-Kuvaterner çökelleriyle tamamen örtülmüştür. Adıyaman Havzası bir bakıma örtülü olan ve daha sonraki tektonik yükselimlere ve şiddetli aşınmaya bağlı olarak bugün yeniden ortaya çıkan bu kenar Kıvrımları Kuşağı üzerinde yer almaktadır.

Özellikle Göksu Çayı, Ziyaret Çayı ve Kahta Çayı’nın geçtiği yerlerde kıvrımlı yapılar belirgin olarak ortaya çıkmıştır. Havzanın orta kesimlerinde Karadağ, Adıyaman ve Çukurtaş antiklinallerinde olduğu gibi kıvrım eksenlerinin simetrik olmasına karşın kuzeydeki bindirme yapılarına yaklaştıkça kıvrım eksenleri sıkışır ve disimetrik bir görünüm alır.

Kuzeyinde ve Güneydoğu Anadolu Bindirme Kuşağının önünde yer alan ilk antiklinal kuşağı batıda Yalankoz Dağlarının devamı olan Karadağ ve Çemberlitaş antiklinalleridir. Daha güneyde ise üzerinde

Alidağı yükseliminin bulunduğu antiklinal kuşağı yer alır. Adıyaman Şehri her iki antiklinal kuşağı arasındaki senklinali doldurmuş olan Pliyo-Kuvaterner dolguları üzerine kurulmuştur. Alidağı Antiklinali güneyinden itibaren kıvrım yapılarının hem doğrultuları düzensizleşir, hem de kıvrım kanatları oldukça geniş açılı kıvrımlara dönüşür.

Bu düzensizlik güneydoğusunda daha belirgindir. Bozova fayının da etkisiyle antiklinal yapılarında önemli deformasyonlar meydana gelmiştir.

Kırıklı (Faylı) yapılar:

Adıyaman çevresinde kırık tektoniği önemli ölçüde etkili olmuş ve bunun sonucunda irili-ufaklı çok sayıda faylar ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin ve dünyanın önemli tektonik unsurlarından birisi olan Doğu Anadolu fayı,  yaklaşık 30 km kuzey-kuzeybatısından, bu fayın bir kolu olan Adıyaman fayı ise içinden geçmektedir.

Adıyaman Fayı Doğu Anadolu fayının bir koludur. Sol yanal atımlı bir fay sistemi olup Adıyaman şehir merkezinin güney ve güneybatısında arazide ve uydu görüntülerinden rahatlıkla gözlenebilmektedir. Perinçek vd. (1987) “Doğu

Adıyaman Fay haritası

ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki Yanal Atımlı faylar ile ilgili Yeni Gözlemler” başlıklı çalışmalarında AFZ’nu ilk defa tanımlamışlardır. Araştırmacılara göre, DAFZ’nun bir kolu olan AFZ kuzeydoğuda Palu ile güneybatıda Besni arasında yaklaşık 210 km uzunluğa sahip sol yanal atımlı fay zonudur.

Adıyaman Fayı, Fırat nehir yatağını 5 km kadar sol yanal olarak ötelemiştir (Zengin, 2005). Fırat nehri D-B doğrultulu bir akış sergilerken yaklaşık 5 km lik bir bölümünün aniden K50 D doğrultusuna dönerek önemli bir doğrultu değişikliği sergilediği belirlenmiştir.

Fırat nehir yatağında meydana gelen bu sol yanal ötelenme, nehir yatağının bu bölümünün AFZ ana kırığı tarafından denetlendiğini göstermektedir. AFZ üzerinde yapılan kinematik çalışmalara göre AFZ’ nun da içinde bulunduğu DAFS’ nin Miyosen başlarındaki genişleme tektonik rejimi ile oluştuğunu, Orta-Üst Miyosen sonlarında etkili olan sıkışma tektonik rejiminden etkilendiğini ve Pliyo-Kuvaterner’de ise günümüzde de etkili olan doğrultu atım karakteri kazandığı anlaşılmaktadır.

Ötelenme değerleri kullanılarak yapılan yaş tayininde fayın yaşının 1.5 milyon yıl olduğu anlaşılmaktadır. Yine bu değerler kullanılarak fayın kayma hızı yaklaşık 5.9 mm/yıl olarak hesaplanmıştır. Ayrıca aletsel dönem kayıtlarından çıkarılan sonuçlara göre DAFS üzerinde meydana gelen depremlerin odak derinlikleri 25-30 km arasında iken, AFZ’ da meydan gelen depremlerin odak derinlikleri ise 5- 10,7 km arasındadır. Bu durum AFZ’nun DAFS’nden sonra oluştuğunu göstermektedir. Dolayısıyla AFZ, DAFS’ den yaklaşık 0,5 milyon yıl sonra oluştuğu sonucuna varılabilir (Zengin, 2005).

Adıyaman’ın güneybatısında, Atatürk Barajı aksının hemen önünden geçen Bozova Fayı, Kampaniyen döneminde Kretase tektonizmasının etkisiyle oluşan kuzeyi düşük normal bir faydır. Permiyen sonundan Alt Kretase’ye kadar aktivitesini devam ettiren Bozova Fayı Austrik fazı gevşeme hareketlerinde yeniden fonksiyon kazanmış, ve yükselttiği çalışma alanımızda Koniasiyen ve Santoniyen çökelimine imkan vermemiştir. Alt Kampaniyen yaşlı Karaboğaz kireçtaşının alt fosfatları bu diskordansı belirleyen bir faktördür (Sungurlu, 1973).

Bölgede orojenez etkisiyle şaryajlar ve çekim fayları da oluşmuştur. Syteyrik fazıyla oluşan ekayların en belirgin olanları Şerefli Bindirmesi, Koçali Bindirmesi, Berdeso Bindirmesi, Pambulluk Bindirmesi, Artan-Oluklu bindirmesidir. Daha sonraları normal fay görünümü kazanan Narince-Çepenek fayıyla Halof, Çemberlitaş,

Adıyaman yapılarının güneylerinde yer alan faylar alta bindirme veya ters fay şeklinde gelişmiştir. Miyosen yaşlı çekim faylarının en önemlileri ise İnişdere Fayı, Adıyaman Fayı (Horstu kuzeyde sınırlar), Bozova Fayıdır. Bunların dışında sayısız irili, ufaklı fay sistemi kıvrım eksenlerine uygunluk gösterir. İnişdere fayı Kambriyenle Eosen birimlerini, Bozova fayı Mardin formasyonuyla Midyat Kireçtaşını karşı karşıya getirmektedir. Horstun kuzey fayı olan Adıyaman fayı çekim fayı özelliğini gösterirken, güney kırığı itilme fayı niteliğindedir (Öğrenmiş, 2001).

Hakkında evcin

Ersinevcin

İlginizi Çekebilir

ÜNİVERSİTE’DE JEOLOJİ SEÇENE DEVLET’TEN BURS

ÜNİVERSİTE’DE JEOLOJİ SEÇENE DEVLET’TEN BURS Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, 2017-2018 döneminden ...

Bir cevap yazın