Anasayfa / Deprem / BELEDİYELER YENİ DEPREM YÖNETMELİĞİ İLE İLGİ HAREKETE GEÇİYOR MU ?

BELEDİYELER YENİ DEPREM YÖNETMELİĞİ İLE İLGİ HAREKETE GEÇİYOR MU ?

BELEDİYELER YENİ DEPREM YÖNETMELİĞİ İLE İLGİ HAREKETE GEÇİYOR MU ?

Sayın okuyucularımız bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde yazılarımızda bahsettiğimiz taslak halindeki yeni deprem yönetmeliğine tepkiler çığ gibi büyüyor ! Jeoloji mühendisleri odasının sesizliğine aldırış etmeyen Kamu, özel sektör, işli, işsiz tüm jeoloji mühendisleri bu taslağa tepki gösteriyor. Tabi bu tepkilerden sonra bizde belediyeler yeni deprem yönetmeliği ile ilgili harekete geçiyor mu ? diye bir irtiba oluşmuştur. Ankara Yenimahalle Belediyesi’nden Jeoloji Mühendisi Sayın Ömer Akça yayınlamamız için gönderdiği bir yazıda bu yeni deprem yönetmeliğine eleştirilerini aşağıdaki gibi getirmektedir.

İŞTE O YAZI !

Taslak üzerinde yapılan incelemede genel olarak ders notlarının hâkim olduğu yönetmelik (yönetilebilirlik) yönünden birden fazla sebepten dolayı tamamlanamadığı dolayısıyla uygulanabilirliği sorunlu olduğu görülmektedir. Taslağın tamamının değerlendirilmesi fazlaca mesai gerektirdiğinden dolayı doğrudan, yönetmeliği kilitleyen işlevselliğini ortadan kaldıran ve uygulamada kargaşaya sebebiyet verecek bazı maddelerin değerlendirme aciliyeti ortaya çıkmıştır. Aksi halde daha önceki yönetmelikte de olduğu gibi uygulanabilirliği olmayan teoride kalmış ve meslekler arası kargaşa yaratarak bilinçsizce boşa giden emekler ötesine geçmeyecektir.

Taslak Yönetmelik 16 A -3-1 Maddesi

16A-3-1 “Projeden sorumlu inşaat mühendisinin yapı inşa edilecek alanın zemin parametrelerinin elde edilme yönteminin, niceliğinin ve niteliğinin belirlenmesinin planlaması” – Almış olduğu eğitimle ve yapmış olduğu işle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Dolayısıyla zemin tanımlamada ihtiyaç duyulan veri toplama, yöntem belirleme noktasında herhangi bir kriter belirleyip ve uygulayabilme ihtimali yoktur. Ancak yeryüzü şekillenmesinde süreci belirleyen jeolojik oluşumun temel prensiplerini idrak edebilmiş ve eğitim süresince almış olduğu temel bilgilerin yoğrulmasıyla analiz yeteneğinin yöntemlerinin gelişmiş olmasıyla ortaya koyacağı kriterlere göre zemin tanımlaması yapılabilir. Somutlaştırmak gerekirse herhangi bir parselde nasıl bir çalışma yapılması gerektiği noktasında, jeoloji mühendisi; çap, yol kotu, aplikasyon tutanaklarıyla vaziyet planı inşa edilecek yapının temel derinliği kat sayısı bilgileriyle parsele gittiğinde genel olarak bölgenin jeolojik yapısı içerisinde söz konusu alanın nasıl jeolojik ve/veya morfolojik süreç içerisinde olduğunu tespit edebilir.

DOVİZLER HAZIR

Mesleki temel bilgiler dahilinde parselin içerisinde bulunduğu formasyonun karakterinin zemin yapısına nasıl yansıdığını bilebilir. Genel morfolojik yapı içerisinde nasıl bir değişim içerisinde olduğunu görebilir. Çevresinde yer alan herhangi bir yapıya etkilerini tespit edebilir. Bütün bu bilgiler ışığında sondaj yerlerini belirlemek için zafiyet gösterebilecek noktalara göre tespit edebilir. Derinliği hangi tür veri toplaması gerektiğini bilir. Çünkü aldığı eğitim ve diğer alt yapı tecrübesi bunu gerektirir. Bütün bu parametrelerden hangi seviyede hangi kuvvet altında maksimum yenilme değerini tespit edebilir. Stabilizesini tespit edebilir.

Bunun neticesinde projeden sorumlu inşaat mühendisi (statiker) bina yükünün aktaracağı derinliği öğrenmiş olur. Proje dahilinde bina yükünü taşıtacağı zemini bulamazsa, bina taban alanına gelen gerilmeyi azaltıcı unsurları devreye sokar. Taban alanını genişleterek gerilmeyi azaltabilir. (binayı mimari olarak yataya yaymak, amparkman kullanmak) seçeneklere yönelmek gibi. Buda çözüm sağlamıyorsa, bu sefer geoteknik uzmanı (yapı-zemin uzmanı) devreye girecektir. Yapı-zemin uzmanının görevi bina yükünü sağlam zemine aktarma veya zemini güçlendirme işlemini yürütmesidir. Temel ile sağlam zemin arasındaki mesafeyi, bina yükü ve zemin parametrelerini irdeleyerek güçlendirme koşullarını değerlendirir. (jetgraout, enjeksiyon, vs.) yapı ağır zemin zayıf ise, artık derin temel koşulları değerlendirilir. Yapı zemin uzmanı inşaat ile jeoloji arasında bağlantıyı kurar. Ne statikerdir ne jeoloji mühendisidir.

İnşaat Mühenisi ve Jeoloji Mühendisi ne yapar ?

İnşaat mühendisi yapı inşa eder, jeoloji mühendisi inşa edilmiş bir yapının (yer yüzü) statik ve dinamik parametrelerini belirler. Aradaki bağlantı koşulları oluşmamışsa yapı zemin uzmanı bu bağlantıyı sağlar. Bu üçlünün sınırları kabaca bu şekildedir. Sınırları net ve bellidir. Jeoloji mühendisi yaptığı Jeoteknik etüd (geoteknik) çalışmasıdır. Bunun sınırı jeolojik ve morfolojik doğal oluşumlarının bütünü ile statik ve dinamik parametrelerinin belirlenmesi işi, yani mühendislik değerlendirmelerinin tamamıdır. Bunun temelinde jeoloji bilgileri gerekir.

Projeden sorumlu inşaat mühendisine nerede ne şekilde hangi verilerin toplanacağı işini yüklemek mühendisi ameliyata sokmak gibi bir şeydir. Uygulamadan bir haber teorik eğitimin izleri ne yazık ki bu yönetmelikte görülmektedir. Mesleki sınırları dağıtmakla inşaat mühendislerine nasıl bir zarar verdiklerinin farkında bile değiller. Uygulamada bu uygulamanın içerisinde yer almaları için zorlansalar da, genelde hiçbir inşaat mühendisini Jeoteknik etüd raporu içerisinde veri üretme ve değerlendirme noktasında yer almamış, kendileri de bu duruma itiraz etmişlerdir. Rapor içerisinde yer alan sonuçlardan yaralanabilirlik oranı dahi oldukça düşüktür. Bu tespitler tamamen saha gözlemleridir.
Yönetmelikte yer alan her meslekten akademisyenler vermiş olduğu eğitimin ne olduğunu ve sahada nasıl şekillendiğini görmedikçe yönetebilirlik noktasında verdikleri kararlarda verimlilikten uzak, sonuç odaklı olmayacaktır. Emekler yine boşa gidecektir. Bakanlık bürokratları bu durumu çözemezse uygulamanın yürütülmesindeki çözümsüzlüklerle karşılaşacaklardır. Ve bu bir hizmet değil, herkese külfet olacaktır. 16A-3-1’e dönecek olursak, “yapı ve zeminin özelliklerine göre projeden sorumlu inşaat mühendisi saha çalışmalarını planlayacak.” Bir statiker bu planlamayı yaparken yapının hangi özelliğini dikkate alacak, yapının hangi özelliği burada sondajın tespitinde belirleyici olacaktır. Onu da yazmanız gerekmiyor mu? Zemin tanımlamasında veri yeri tespiti ve toplanmasında belirleyici olan tamamen zemindeki değişken koşullardır. Yapının etkisi sadece ağırlığından dolayı sondaj derinliğini etkiler. Zaten sağlam zemini bulmak zemin tanımlamasının gereklerinden birisidir. (zemin özelliklerine göre projeden sorumlu inşaat mühendisi) kendi içerisinde çelişki içeren bu madde bu şekilde uygulanabilmesi mümkün değildir. Statiker jeolojik ve morfolojik yapıyı bilebilirler mi ki? Ona göre sondaj yerlerini ve derinliğinin belirleyebilsinler.

16A1-2 Maddeye Eleştirel Yaklaşım

16A1-2 Burada ibretlik ve bilinçsiz bir şekilde sekiz kata kadar bir sondaj sekiz kattan sonra üç sondaj; bu zemin koşullarından bir haber bina yüksekliğinin belirleyici olduğunu düşünen hiçbir bilimsel temeli ve mantığı olmayan bir madde. Uygulamada gereksiz sıkıntıları üretir, işin kalitesini düşürür, dolayısıyla gereksiz iş formaliteye dönüşür. Emekler boşa gider. Sondaj sayısını belirleyen kriterlerin binanın kat sayısıyla hiçbir ilgisi yoktur. Tamamen litolojik yapının belirsizliğiyle ve değişkenliğiyle ilgili bir durumdur, ancak sondaj derinliği yapının ağırlığıyla ilgilidir. (Oda etki derinliğinin belirlenmesi gerektiğinden dolayı.)
Uygulamanın zemin etüd raporu şeklinde kalması gerekmektedir. Bu raporda yapının etkileyeceği ve etkileneceği zeminin tamamen tanımlanacak şekilde çalışma yürütülmelidir. Burada belirleyici olan jeolojik ve morfolojik oluşum koşullarıdır. Bu rapor çıktıktan sonra mimar tarafından belirlenen proje inşaat mühendisi tarafından sorunsuz bir zemine oturtulamaması durumunda sadece böyle bir durumda geoteknik uzmanı (yapı-zemin uzmanı) devreye girmelidir. Bu aşama statik proje aşamasıdır.

Temel sistemlerin oluşturulmasında temeller sorunsuz zemin arasındaki bağlantıyı kuracak çalışmayı üretip statik proje eki olarak yer vermelidir. Stabilite sorunu, oturma, taşıma problemi, zemin etüd raporlarında problem görülmeyen yerler için böyle bir çalışmaya ihtiyaç yoktur. Bu şekilde meslekler arası disiplinin daha doğru ve verimli bir şekilde çalışması sağlanacaktır. Doğrusuda budur.

JEOFİZİK YÖNTEMLER

Ayrıca jeofizik yöntemlerin belirlenmesi: Burada öncelikle arazide yapılan deneylerdir, sonra laboratuarda yapılan deneylerdir. Bunlar gözle görülür elle tutulur verilerdir. Bunlarla zemin tanımlanabilmişse üçüncü bir yönteme ihtiyaç yoktur. Jeofizik bu iki yöntemi doğrulamak için değil, desteklemek için kullanılır. Bu konu ayrı bir başlık olarak “planlı alanlara ilişkin TİP imar yönetmeliği” 57. Maddesi kapsamında değerlendirilecektir. Çünkü aynı şekilde bu madde 4 yıllık bir tecrübeyle nasıl yanlış kurgulandığı, bilimsellikten uzak olduğu anlaşılmıştır. Jeoteknik konusunda da akademisyenlerin literatür sıkışıp kalmaları sonucu yeni yöntemler, bağıntılar ve formüllerin zemin tanımlamalarında yetersizlikleri sonucunda oluşan problemler, ayrı bir başlık altında değerlendirilecektir.

Ömer AKÇA – Jeoloji Mühendisi – Yenimahalle Belediyesi

Konu ile alakalı ilk yazımıza Aşağıdaki Linkten ulaşılabilir !

YENİ TÜRKİYE BİNA DEPREM YÖNETMELİĞİ

 

Hakkında evcin

Ersinevcin

İlginizi Çekebilir

ÜNİVERSİTE’DE JEOLOJİ SEÇENE DEVLET’TEN BURS

ÜNİVERSİTE’DE JEOLOJİ SEÇENE DEVLET’TEN BURS Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, 2017-2018 döneminden ...

Bir cevap yazın