Anasayfa / Genel / KEHRİBAR NEDİR ? KEHRİBAR NASIL OLUŞUR ?

KEHRİBAR NEDİR ? KEHRİBAR NASIL OLUŞUR ?

KEHRİBAR NEDİR ? KEHRİBAR NASIL OLUŞUR ?

KEHRİBAR NEDİR ?

Kehribar, sanıldığının aksine bir taş, bir kaya parçası değil, sıkışıp basınç altında kalarak fosilleşen, kozalaklı

İçinde Karınca Bulunan Kehribar

ağaçların reçinesidir. Katılaşmadan önce yapışkan reçine halinde bulunduğu için içerisine karışmış pek çok madde de içerebilir, içerisinde bulunabilecek sayısız materyalin arasında çam kozalakları, odun parçalan, yapraklar, sinekler, böcekler, örümcekler, kurbağalar, akrepler ve hava kabarcıkları sayılabilir.

Kehribarın içerisinde zaman zaman küçük canlılar görülmesi ve sürtüldüğünde elektriklenmesi eski çağlarda sihirli bir taş olduğu düşüncesini uyandırmıştır. Zaten elektrik sözcüğünün de kaynağı “kehribar” anlamına gelen yunanca elektron ἤλεκτρον <İlektronio> sözcüğüdür. Gerek sihirli olduğu inancı gerek egzotik görünüşü bu taşa ilgiyi arttırmış ve tarih boyunca önemli bir mücevherat olarak kullanılmasını sağlamıştır. İşlenmesi açısından en kaliteli kehribar şeffaf olanıdır. Bu tür parçalar günümüzde de takı ve mücevher yapımında kullanılır.

Bazı kaliteli Çin vazolarının da kehribardan yapıldığı bilinmektedir. Ancak içerisinde çeşitli canlı kalıntıları içeren kehribarlar hiçbir işlem görmeden, kendi başlarına çok değerlidirler. İnsanlar tarih boyunca, kehribarı üzerinde,taşıyanların, taşın ışıltılarıyla iyilikleri ve güzellikleri bir mıknatıs gibi kendilerine çektiklerine inanmışlardır. Aşk acılarını dindirmede, başarılı olma arzusunda, zihin açıklığını ve ruhsal dengeyi sağlamada kullanılmış ve kuvvetli bir tanrı inancını da simgelemiştir. Aynı zamanda cesaret verdiğine inanılmış, dövüşler öncesinde Romalı gladyatörlere sunulmuştur.

Yine eski çağlarda akciğer, astım, bademcik, mide, bağırsak sorunları, hafıza kayıpları, baş ağrısı gibi çeşitli hastalıklara çare olarak kullanılmıştır. Kehribar çeşitli bilim dallarının ilgi alanına girer. Jeologlar, fosil olduğu ve tarih öncesi çağlardan izler taşıdığı için; arkeologlar, geçmişte ticari bir mal olarak kullanıldığı için; organik kimyacılar, fiziksel vc kimyasal özellikleri için; botanikçiler ve böcekbilimciler, florayı ve faunayı olduğu gibi koruyarak günümüze kadar sakladığı için kehribar ile özel olarak ilgilenirler. Ayrıca, şairlere ve yazarlara yazıları için ilham kaynağı, filmlere de konu olmuş; mücevher bilimciler ve doğal taş satıcıları için rafları süsleyen değerli parça niteliğini kazanmıştır.

GERÇEK KEHRİBAR NASIL ANLAŞILIR ?

Kehribar organik kökenli bir madde olduğu için kimyasal yapısı çeşitlilik gösterebilir. Yine de içerisinde her zaman

İşlenmemiş Kehribarlar

karbon, hidrojen, oksijen ve atmosfere yayıldığında çürük yumurta benzeri bir koku yayan hidrojen sülfit bulunur. Genel kimyasal yapısı C10H16O (Süksinik asit) şeklindedir. Sertlik derecesi 2 – 2.5, özgül ağırlığı 0.96-1.1 ’dir. Isıtıldığı takdirde, 370-380°C’de erimeden ayrışır ve parlak bir alev çıkararak yanar.Kehribar sudan çok az miktarda ağır olduğu için yüzer ve bu da orijinal bölgesinden uzaklaşıp dünyanın çeşitli sahillerinde ortaya çıkmasına neden olur. Dünyanın başlıca kehribar kalıntıları Almanya’nın kuzey kıyılarında bulunur ve büyük olasılıkla İngiltere kıyılarından Ballık Deniz kütlesiyle buraya taşınmıştır. Kehribarın bulunabileceği diğer yerler ise; Burma, Kanada, Çek Cumhuriyeti, Dominik Cumhuriyeti, Litvanya, Fransa, İtalya, Romanya, İspanya, Meksika ve ABD’dir.

KEHRİBAR NASIL OLUŞUR ?

Kozalaklı ağaçlar, kendilerini hastalıklardan ve böcek istilalarından korumak için reçine salgılarlar. Bu reçine,

İçinde Sinek Bulunan Kehribarın Yakın çekim yapılmış bir Fotoğrafı

hayvanları kendisine çeken bir kokuya sahiptir. Hayvan ağaca yerleşmeden önce reçinenin cezbedici kokusuna kapılır ve reçineye yönelir. Reçine ile temasa geçtiğinde ise kaçınılmaz son olarak reçineye yapışır ve kurtulamaz. Bu da ağacı muhtemel bir istiladan korur. Bu reçinenin uygun şartlarda korunup fosilleşmesiyle de kehribar oluşur.

Canlılar çok kısa bir sürede kehribar içerisine hapsoklukları için genellikle çok iyi durumda korunurlar. Ayrıntılı incelemelerde hayvanın cinsiyeti dahi anlaşılabilir. Dominik Cumhuriyeti’nden çıkarılan kehribarlar, Baltık Kehribarı’na göre daha çok sayıda ve daha göz alıcı şekilde bitki ve hayvan kalıntıları içermektedir. Örneğin tek bir örnek içerisinde 2000 kadar karınca ya da 20 farklı hayvan bulunabilir. Bitki çeşitliliği de Dominik Kehribarı’nda önemli bir özelliktir. Hatta fosil kayıtlarında bile yer almayan canlı türlerini içeren örnekler vardır. Bu çeşitlilik dünyanın diğer bölgelerinden çıkarılan kehribarlarda pek görülmemektedir. Kehribarın devasa boyudardaki örneklerine de rastlanmıştır. Doğu Prusya’daki Samland Adası’nda şimdiye kadar bulunmuş en büyük örnek 12 kg ağırlığındadır. Böyle büyük örnekler son derece ender olarak bulunmaktadır. Hatta ortalama 500 gramdan ağır örnekler dahi nadirdir.

Bir dinozorun kanını emdikten sonra kehribar içerisine hapsolmuş bir sivrisinekten alınan DNA örneği ile tekrar canlandırılan dinozorları konu alan bir Hollywood filmi ile kehribarın günümüzdeki popülerliği artmıştır. Filme konu olan çalışmalar günümüzde de devam etmektedir.

Siyah Kehribar (Oltu Taşı)

Siyah kehribar kömürün bir çeşididir, yani fosilleşmiş odundur. M.Ö. 1400’den bu yana çıkartılmaktadır.

İşlenmemiş Oltu Taşına Ait Fotoğraflar

Romalıların Britanya’yı işgali boyunca Roma’ya dönüşlerinde gemilerin başlıca değerli yükünü teşkil etmekteydi. Hatta, Ren-Ron yolu olarak adlandırılan, Doğu Alpleri’nden geçen Kuzey-Güney bağlantısı tarihöncesi ticaret yolu “Kehribar Yolu” olarak biliniyordu.

Siyah kehribar görünüşü cilalanarak büyük ölçüde değiştirilebilir. Sahip olduğu derin siyah renginden dolayı 19. yüzyılda yas mücevheri olarak çok popülerdi. Kehribar gibi siyah kehribar da sürtüldüğünde statik elektrik üretebilir. Dünyada en çok Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Polonya, Rusya, İspanya ve ülkemizde çıkarılmaktadır.
Ama tarihsel açıdan en iyi ve ünlü örnekler Whitby çevresinde, İngiliz kıyılarında ve Yorkshire’m tortullarından çıkarılmıştır. Günümüzde bu bölgeden hala çok kaliteli örnekler çıkarılabilmektedir.

Siyah kehribar ülkemizde “Oltu Taşı” adıyla bilinir. Erzurum’un Oltu ilçesinde çıkarıldığı için adını o bölgeden almıştır. Oltu’nun Sülünkövü, Güllüce, Dutlu, Güzelsu ve Alataşlar köyleri civarında çıkarılır. Bu yöredeki esnaf tarafından sigara ağızlığı, tespih, kolye gibi süs eşyalarının yapımında kullanılmaktadır. Siyah kehribar yörede,

İşlenmiş Oltu Taşı Tespih

yeraltında 1-7 cm kadar ince damarlar halinde bulunur. Zor şartlar altında çıkarıldıktan sonra esnaf tarafından
işlenir ve gerektiğinde çıkarılıp işlenmek üzere tekrar toprak altına gömülür. Burada amaç taşın nemli ve yumuşak kalmasını sağlamaktır.

Kehribar, binlerce yıldır insanoğlu tarafından değerli bir taş olarak saklanılmış, yeri geldiğinde hastalıkları iyileştirme yeri geldiğinde savaşçılara cesaret verme düşüncesiyle kullanılmıştır. Günümüzde ise hala popüler bir mücevherat olarak kullanılmakla beraber bilim adamları tarafından da çeşitli amaçlarla ayrıntılı olarak İncelenmektedir.

Kaynaklar

Kehribar, Dünyanın Hâzineleri Mineral ve Değerli Taş Koleksiyonu, 1998, Sabah-De Agostini Yayınlan, Sayı 31, İstanbul.
Korur, E.,1989^ Milyonlarca Yılın Hikayesi Kehribarda Saklı. Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı: 264, Kasım, 30-33, Ankara.
Öz tan, Ü., 1977, Kehribarın Öyküsü. Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı: i 18, Eylül, 23- 26, Ankara.
http://www.amberworldmuseum.com
http://www.crystal-world.com
herp://www.erzurumtb.org.tr/erzurum/erzurum.htm
http: / /www.terratreasures.com

 

Hakkında evcin

Ersinevcin

İlginizi Çekebilir

TÜRKİYE’DEKİ DİRİ FAYLAR

TÜRKİYE’DEKİ DİRİ FAY SİSTEMLERİ VE DEPREMSELLİK Sayın okuyucularımız Türkiye’deki diri faylar ve depremsellik konusu hakkında ...

Bir Cevap Yazın