Anasayfa / Genel / OSMANLI’NIN İLK JEOLOJİ KİTABI – İlm-i Tabakatü’l-Arz

OSMANLI’NIN İLK JEOLOJİ KİTABI – İlm-i Tabakatü’l-Arz

OSMANLI’NIN İLK JEOLOJİ KİTABI – İlm-i Tabakatü’l-Arz

Sayın ziyaretçiler Osmanlı İmparatorluğunun bilime olan katkısını araştırmak için yola koyulduk. Ancak Jeoloji bilimine dair pek bir şey de bulamadık malesef yaptığımız araştırmalar sonucu Prof. Dr. A. M. Celal Şengör’ün bir makalesine rastladık makalenin bir bölümünü yayınlamaya karar verdik biraz uzun bir makale ancak Osmanlı İmparatorluğun’da yayınlanan ilk ve tek Jeoloji Kitabı (İlm-i Tabakatü’l-Arz) için bizce az bile yazılmış. Ayrıca bu makalenin incelediğinizde İstanbul ile ilgili yazılmış ilk jeolojik araştırmaları bulabileceksiniz. Tabiki Celal Şengör hocanın kendine has anlatımı ile beraber. Ayrıca makalenin tam metnini sitemizden’de indirebilirsiniz.

İlm-i Tabakatü’l-Arz’ın fihristi

Türkçe çeviride, takrizlerden sonra, çift sütun halinde düzenlenmiş 6 sayfalık bir içindekiler listesi gelir: ‘Fihrist-i İlm-i Tabakatü’l-Arz’ başlığını taşıyan bu listeye sayfa numarası verilmemiştir. Arapça çevirinin başında bir fihrist bulunmamaktadır: Ahmed Fayid Efendi, Boubée’nin kitabının başındaki beş sayfalık ‘Tables de Matières’i Arapça metnin başına almamış, ancak çeviri metninde Fransızca kitabın bölüm başlık ve alt başlıklarını olduğu gibi korumuştur. Orijinal Fransızca metni görmediğini düşündüğümüz Ali Fethi, Arapça metnin başında bir fihrist olmamasına rağmen, Türkçe çevirinin başına kendisi bir fihrist koymuştur.

Türkçe metinde, Fransızca orijinalinde ve dolayısıyla Arapça çeviride olmadığı kadar çok sayıda başlık ve ara başlık bulunmaktadır. Yalnızca Giriş (Mukaddime) bölümü, dört nev’e, nev’ler ise tavti‘e (girişe hazırlık) ve üs’lere ayrılmıştır. Giriş’i izleyen bâblar ise bazen mebhaslara ve genellikle de fasl’lara ayrılmıştır. Bu bölümlendirme altında, işlenen konular (örne ğin ‘isbat-ı hararet-i merkeziye’) başlık olarak verildiği gibi, sual, cevab, delil, vak‘a gibi çeşitli alt başlıklar görülür.

Ali Fethi Efendi’nin Türkçe çeviriye yazdığı sunuş

Fihrist sayfalarını, Ali Fethi’nin İlm-i Tabakatü’l-Arz’a yazmış olduğu sunuş (Mukaddime-i tercüme, s.2-8) izlemektedir. Sunuş, geleneğe uygun olarak besmele ile başlamakta, yazar, evreni yarattığı için Allah’a hamd etmekte ve Hz. Muhammed’i şükranla anmaktadır. Çevirmen daha sonra, evreni inceleyen eski âlimlerin (hukemâ-yı akdem), ulûm-i hikemiye’yi, dört kısım (riyaziyât, mantikiyyât, tabîiyyât ve ilâhiyat) içinde toplam 21 fen’e ayırdıklarını, her biri hakkında çeşitli kitaplar yazdıklarını ve her bir fennin yararını isbat ettiklerini bildirir. Bilimlerin sınıflandırılmasıyla ilgili bilgiler, Fransızca orijinal metinde ve Arapça çevirinin önsözünde yoktur ve muhtemelen Ali Fethi Efendi tarafından eklenmiştir.

Ali Fethi’ye göre, sözü edilen eski âlimlerin yazdığı eserler neredeyse unutulmuş, Sultan Abdülmecid’in saltanatında (1839-1861) eğitim ve bilimler yeniden hayat bulmuş, ilim ve hünerin yüksek değeri ortayaçıkmış, yetenekli kişilerin sayısı artmış ve bilimlerin herkes tarafından itibar görerek çok sayıda okul açılmış ve her dilden kitapların çevirisine girişilmiştir. Sunuş yazısından anlaşıldığına göre, Sultan Abdülmecid’in başlattığı eğitim reformu ve modernleşme hareketi çerçevesinde Osmanlı Devleti’nde izi kalmamış olan bilimler (ulûm-i münderise) revaç ve itibar görmeye başlamıştır. Bu gelişme ve özel olarak da Ali Fethi Bey’in bilim ve eğitimi geliştirmek için yeni açılan kurumlara (Meclis-i Maarif, Encümen-i Daniş) üye seçilmesi, onun bu çeviriyi gerçekleştirmesinde etkili olmuştur.

Sunuş yazısını izleyen sayfalarda

Sunuş yazısını izleyen sayfalarda, Ali Fethi Bey, hem teorik (Yerküre’nin oluşumu) hem de pratik bilgiler (maden cevherlerinin bulunduğu yerlerin özellikleri, tarıma elverişli olan veya olmayan araziler ve bunların ıslahı, bina
inşa edilecek yerlerin özellikleri gibi) verdiği, İslami dinine aykırı konular içermediği ve herkesin yararına bilgiler aktardığı için Boubée’nin kitabının basıma uygun olduğunun anlaşıldığını ve böylece Türkçe çeviriye giriştiğini bildirmektedir. Sunuş’a yapılan ekte (Tekmile-i mukaddime-i tercüme) ise, şeref duyduğu Encümen-i Daniş üyeliğine teşekkür için hazırladığı bu çevirinin Padişah’a arz edilmesinin en samimi dileği olduğunu bildirmektedir.

Arapça ve Türkçe çeviriye kaynaklık eden Géologie Populaire

Arapça ve Türkçe çeviriye kaynaklık eden Géologie Populaire’in yazılış amacı, temel jeoloji bilgilerini herkesin anlayabileceği şekilde açıklamaktır. Boubée, bu kitabıyla, doğa bilimlerinin her birinden genel bilgiler alarak
bunlarla yerkürenin tarihini yazan jeolojinin, fiziki bilimlerin en başta geleni olduğunu, zor anlaşılır bir bilim olmadığı için toplumun her kesiminin anlayacağı şekilde sunulabileceğini ve hatta temel ö ğretimde bile yeri olabileceğini ispat etmeyi ümid ettiğini yazmaktadır.

Boubée, önsözde

Boubée, önsözde, kitabını ‘geotechniste’ işçileri eğitmek için yazdığını açıklamaktadır. Toprağı kazarak içindeki zenginlikleri ortaya çıkaran ve bunları çeşitli şekillerde işleyen işçilerin tümünü “jeoteknist işçi” olarak adlandırmaktadır. Bunların arasında madenciler, altın arayıcıları, dökümcüler, çömlekçiler, mermerciler ve yeraltı sularını belirlemek için sondaj yapanlar yer aldığı gibi; Çeşitli taş ocaklarında (kireç ve diğerleri) çalışanlar, granit, tuz, taşkömürü vb. İşletmelerinde, madenlerin, artezyen kuyuların sondajında, yol, kanal, demiryolu inşaatında, cam, porselen, çanak çömlek atölyelerinde çalışan işçiler vardır. Genel kanıya göre, bu işçiler karşılaştıkları olgulara dikkat etmezler, sebebini sorgulamazlar, toprağın kendilerine sunduğu kıymetli malzemenin bilimsel değerini bilmeyip bunları bilim adamlarına vermektense imha ederler. Halbuki, jeoteknist işçiler arasında, karşılaştıkları olguların önemini bilen ve günlük işleri üzerinde kafa yoranlar da vardır. Taş ocaklarında buldukları cisimleri (fosil parçaları vs) saklayanlar, bunların yaşını sorgulayanlar bulunmaktadır. Boubée’ye göre, meraklı işçilerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

Genç işçiler özellikle bilimin gelişmesinden faydalanmaya ve okumaya önem vermektedir. İşleri sayesinde, birçok kişinin bilmediği bilgileri elde edebileceklerini anlamışlardır. Bazı gezginlerin, madenlerden ve taş ocaklarından gelen örneklere, önemlerine göre iyi ödeme yaptıklarını bilinmektedirler. Jeoteknist işçiler, bu kitap sayesinde ocaklarda neler bulabileceklerini öğrenecekler, bilim için yeni olabilecek parçaları bulma ümidini taşıyacaklar. Bulduklarının oluşum ve onun yaşı hakkında bilgileri olacak ve bunları çevrelerine açıklayabileceklerdir. Bu hedef, arazilerin özelliklerinin anlatıldığı bölümlerin sonunda ve jeoteknist işçilere hitap eden paragraflarda açıkça görülür. Kendilerine, bu arazilerde neler bulabilecekleri açıklanmaktadır: Birinci Zaman yereylerinde fosil bulmayı beklememelidirler; dilüvyen arazilerde hayvan ve bitki artıkları, ağır çakıl taşlarının içinde değerli cevherler, örneğin kuyumculukta kullanılan türkuaz bulabilirler. Boubée’nin Paris’teki dükkânında sattığı örnekleri, bu jeoteknist işçilerden temin ettiği ve onları bilgilendirerek daha çok sayıda ve daha kaliteli örnek toplamaya amaçladığı da düşünülebilir.

Boubée

Boubée, önsözünde belirtmese bile, kitabın içeriğinden, eserin ziraatçilerede faydalı olduğu anlaşılmaktadır. Kitabın son bölümünde, çeşitli yereyler (birincil, ikincil, üçüncül, dilüvyen, post-dilüvyen ve plutonik); Üzerinde tarım yapan ziraatçilerin bu arazilerden azami verim almak için neler yapmaları gerektiğini açıklanmaktadır. Örneğin birincil arazileri verimli kılmak için toprağa ilave edilmesi gereken maddeler ve gübre çeşitleri sayılmaktadır.

Açıklanmamış olsa da, kitap, kış aylarında; Paris’te ücret karşılığında açtığı jeoloji kurslarına ve yaz aylarında düzenlediği arazi gezilerine katılanlar tarafından da kullanılacaktır. Sonuç olarak Géologie Populaire, jeoloji konusuna ilk adım atanlara, jeolojik ürünleri işleyen zanaatkârlara ve ziraatçilere yönelik bir kitaptır.

Arapça çevirinin yapılmasında, zirai kaygılar ön plandadır. Ahmed Fayid, kitabı, Mısır’da toprakların ıslahına yardımcı olacağı ve başka yararlı bilgiler içerdiği için çeviriyi yaptığını önsözde açıklamaktadır.

Ali Fethi’de ise, ne zirai kaygılar ne de toprağı işleyen işçilere çalıştıkları arazinin zenginliklerini (fosilleri, mineraller vd.) tanıtma gibi bir düşünce vardır. Türkçe çevirinin başında, Boubée’nin jeoteknist işçilerinden (madenciler, mermerciler, kuyu kazanlar vs.) bahis yoktur. Çeviri, Osmanlı okullarında jeoloji öğretiminde kullanılmak için de yapılmamıştır. Yukarıda belirtildiği gibi, devlet tarafından tevcih edilen bir görevlendirmelere teşekkür için yapılmıştır. Türkçe çeviri belirli bir meslek grubuna değil, “herkese yararlı olması” yapılmıştır. Bu da Encümen’i Daniş’in bilgiyi yaygınlaştırma hedefi ile örtüşmektedir.

OSMANLININ İLK JEOLOJİ KİTABI MAKALESİNİN TAM METNİ BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

Hakkında Alperen Tolga GÖZÜTOK

Tolgagztk
Kurucu Yönetici - Jeoloji Mühendisi

İlginizi Çekebilir

TÜRKİYE’DEKİ DİRİ FAYLAR

TÜRKİYE’DEKİ DİRİ FAY SİSTEMLERİ VE DEPREMSELLİK Sayın okuyucularımız Türkiye’deki diri faylar ve depremsellik konusu hakkında ...

Bir Cevap Yazın